Mutsuzlukla bir arada olamaz belki ama hep onunla koordineli olarak hareket eder. Biri gittiğinde ardından illa ki diğeri gelir. Böyle de birbirlerini gözetirler aslında gizliden. Arada ise sadece sen olursun bir şeyleri kaybeden. Giden mutluluğa ağlar, mutsuzluğun hep seninle kalacağını zannedersin ya; işte tam gözyaşların kuruduğunda, mutsuzluğa alıştığında ve artık onu hayatının parçası olarak kabul ettiğin ve umursamadığın o anda tekrar mutluluk gelir yanına. Bir daha başlar bu kısır döngü. Mutluluk sonsuza kadar yanında olacak sandığında tekrar mutsuzluk vardır onun hemen ardında. Ve onu umursamadığında ise bakarsın ki mutluluk yine yeniden tam başucunda. Acı da olsa gerçek bu. Bu böyle sürüp gidecek hayatın boyunca! Anlamaz olacaksın sana verilen kısacık şu ömrün ne ara gelip geçtiğini. Gün gelip de başında olduğunu sandığın ömür, öteki gün geldiğinde dertlerle tasalarla, kendi içindeki kavgalarla heba ettiğin bir zaman yığını olarak geride kalacak sen yok olduğunda.
17 Şubat 2009 Salı
Cherry Pie
Zamansız yakalar insanı tüm mutluluklar. Göz açıp kapayınca kadar da yalnız ve savunmasız bırakırlar seni olduğun yerde. Bazen de sensindir ondan kaçan... Ama nedendir bilinmez, mutluluk sen kaçtığında hiçbir zaman peşinden seni kovalamaz. Seni tekrar yakalamaya çalışmaz! “Kırılgan”dır mutluluk. Ama seni bırakıp gittiğinde; “kıran”dır mutluluk. Ararken “yoran”, aramadığında beklemekten “yorulan”dır mutluluk. Sahip olduğunda tıpkı senin onunla sonsuza kadar birlikte olmayı istediğin gibi o da seninle olmayı ister görünse de aniden gitmeye karar verdiğinde seni bir daha görmeyi hiç mi hiç istemeyen şımarık ve bencil bir çocuktan başka bir şey değildir aslında mutluluk!
Ziyandır yapılan. Hayat ziyan edilen olur mutluluk gibi bir şımarık çocuğun uğruna. Onu arasan da derttir, aramasan da. Fakat bir gerçek varsa o da şudur ki; aramadığın anda gelip seni bulacaktır o. Çünkü bencildir mutluluk. Sadece kendisi seninle birlikte olmak istediğinde çıkıp da gelir. Sen kendini ziyan etsen de onun umurunda değildir! Ve sen fark etsen, içindeki “oluruna bırak her şeyi” diyen o sese kulak versen de bir gün, hiçbir şey değişmeyecektir ne yazık ki. İşte bu yüzden hayat; insanın ağzında tatlısı tuzlusu bilinmeyen, kimine göre acı ekşi, kimine göre tatlı ekşi ama illa ki hafif mayhoş bir tat bırakıp da geçip gidecek, dünyada bizim ardımızdan kalıp, belki de hiç hatırlanmayarak maziye katılacak, her insanca farklı bir üslupta tekrar tekrar yorumlanacak bir yemek tarifi oldu bugüne kadar ve hep de öyle kalacak...
Nazlı Hande GÜREMEK
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder