İşte yeniden bir tatil daha başladı. Bütün sene nasıl oldu, nasıl olacak, ne yapsak da çabuk geçirsek dediğimiz okul bitti ve dört gözle beklenmesi gereken ama birkaç aydır yaşanan yoğun tempodan ötürü yaklaştığının bile farkına varamadığımız yaz tatili geldi! Eh, çok değil 4 sene önce nasıl biter bu üniversite demiyor muyduk? O da bitti işte. Ne tuhaftır ki onun bittiğini bile tam olarak idrak edemediğimi hissediyorum.
Neler yapsak, bundan sonra bizi neler bekliyor acaba? Bunları bile düşünecek vakit bulamadık o vakit bolluğunun içerisinde. Farkında değiliz henüz o çok dolu geçiyor sandığımız günler mumla arayacağımız kadar güzel ve rahat günlerdi aslında. Bir daha yaşanması çok güç, sadece birer hatıra olmaya mahkum günler. Senenin başından vizelere, vizeler bittikten sonra finallere kadar rahat rahat geçen, olur olmadık şeylerle kafamızı meşgul ederek kendi huzurumuzu kaçırdığımız günler... Bundan sonra da hep kendi abartılarımız olsa keşke tüm derdimiz diyor ister istemez insan.
İnsanlar çok seneler önce bıraktı faydalı olmak için çalışmayı. Yetmiyordu çünkü yaşamaya verdiği emeğin karşılığı olarak verilenler. Ne zaman ki tüm dert iyi yaşam koşullarını hayatımızda idame ettirmek oldu, o zaman gerçekte yapmak istediklerimizi yapmaz, kendi hayatımızı kendimize zindan eder olduk. Başkalarının düşüncelerini benimseyip, kendi doğru yolumuz yerine başkalarının rahat ettiğini gözlemlediğimiz hazır yollardan gitmeye karar verdik. Bilindik bir rotayı izlemek daha temiz geldi. Kısa yol sansak da hiç tahmin edemeyeceğimiz kadar uzun bir yola başladık. Gerçekten yapmak istediğini yapmadığın sürece, yaptığın o işin bir dakikası bir ömür gibi gelir ya insana, işte biz de böyle bir yola girdik. Bunları düşünmedik, hala da düşünecek lüksümüz yok. Meşgulüz; hayatımıza o yüksek standardı koymak, rahat etmek, sevdiklerimize ve kendimize güzel bir gelecek hazırlamak şimdiden derdimiz olmuş. Ne yapsak bilemiyoruz. İstediğimizi yapmak ancak bir rüya... Yapabilinecek ise tek şey var belki de. O da; bu yol içerisinde belki biraz daha karakterimize uygun, bizi daha az yoracak bir yöne sapmak. Belki biraz patikalarda dolaşıp ayaklarımızı kanatmak dallara basarak; ama en azından kendi istediğimize biraz daha yakın olabilmek...
Nereden girdim bu konuya değil mi? Tatilden falan bahsediyordum oysaki. Ama olay da bundan ibaret aslında. Ne kadar istesem de tatil moduna giremiyorum. Kafamın içinde bahsettiğim patikalarda dolaşan bir ben var. Şüpheli gelecekten. İçi rahat değil. İstediğini yapmakla, mecbur olduğunu yapmak arasında kalmış bir ben. Hepimizde var büyük bir ihtimalle bu. Genç bir insan hayata atılırken bunları kafasında mutlaka tartmalı ne de olsa. Ya da belki fazla irdelemek doğru değildir. Ne de olsa hayat hangi yöne saparsan sap, bildiğini okumaya devam eder.
Hayat öyle böyle akıyor dediğim gibi. O zaman tatili ziyan etmemek lazım. Bu düşünceler elbet bir gün gerçek olacak. Kafamızda dolaştığımız patikalarda yürüyor bulacağız bir gün kendimizi. Bilmiyorum ne kadar süremiz var keyfini çıkartabileceğimiz, dertlere dert eklemekte de genç insanların üzerine yok. Suç aslında bizim de değil ya, yeni yeni öğreniyoruz hayatı. Boş zamanlarda düşünüp küçük dertleri üst üste koyup dertten dağlar yaratmaya bayılıyoruz. Evet evet, mezun olduk. Yarın öbür gün gibi gelecek emekli olduğumuz gün de. Saçlar ak, yüzde kırışıklar, belki torunlarla, belki tek başımıza ama illa ki gelecek... Belki de hiçbiri gelmeyecek. En kötüsünü de düşünmeden edemiyorum. İşte tam da bu yüzden, bu yaz, bu an ve bu yeni başlangıçlara bizi yöneltecek sonun tadını çıkartmak lazım. Hayat şakaya ve durup da düşünmeye fırsat vermeyecek kadar hızlı geçtiğinden bu andan başka bir zamandan bize hayır yok...
Herkes kendisine iyi baksın :)
N.H.G
Herkes kendisine iyi baksın :)
N.H.G
