Sesler var sanki etrafta;
Gaipten gelen ya da uzaklardan,
Derin fısıltılar;
Kulağı gıdıklayan...
Kafamın içinde aks eden boğucu uğultular,
Beynimi kemirip duran çığlıklar...
Bir de,
Bir de senin sesin var unutulmaya yüz tutan...
Aklıma mukayyet olmama karşı çıkıp da,
Gözlerimi her açışımda bulmayı umduğum gözlerine
Eşlik edip uçurumun kenarına kadar bana yol tutan...
Elinin her sıcaklığına ihtiyacım olduğunda,
O elin senin olduğunu bana hatırlatan
Bir o kadar yeni,
Bir o kadar unutulmuş...
Az biraz benim uçuk kaçıklığımdan,
Pek fazlasıyla senin acımasızlığından...
Hatırlanmamış bir sözcüğü duyar gibi olsam,
Deli gibi çırpınan kalbin feryadı sağır eder insanı!
O an hisseder olur vücudun her miliminde kalbin atışını,
Yaşadığıma bin lanet eder,
Sensiz ölemediğimden yakınırım...
Uzanırım koynuna,
Umarım ayrı diyarlara sürüklesin sesin bedenimi,
Dalarım hayallere kalbinin çarptığını duyarsam;
Yaşadığıma şükreder,
Yakınırım o an ölemeyişimden...
Evet, sesler var her tarafta,
Bir o kadar senden,
Az biraz unutulmaya yüz tutmuş o eski ezgilerden...
Nazlı Hande Güremek
