Önce hayatı biraz beklemeye aldım,
Sonra sıkılıp, pamuktan kocaman bir kale yaptım...
Hemen ardından da failini aşkın,
Seçtiğim bir zindana kapattım!
Ve evet, pamuktandı her şey;
Taştan buz gibi duvarlara layık olsa da o;
Ben yine de onu pamuklarla donattım...
Aç bıraktım onun gözlerinden kaçarak aşkı!
Tutmadım ellerinden, ne sarıldım ne de sardırdım o kolları boynuma.
Her şeyi aldım o hainin ellerinden ama...
Yine de pamuktan bir kale yaptım ben;
Zindanında koparıp kalbimden bir parça saklamaya...
Bembeyaz duvarlara çarptı kanatlanıp çırpındıkça aşk,
Faili sessiz ve rahatça otururken;
Kalp kanadı yumuşacık beyazlığında dahi pamuğun...
Ve zaman geçtikçe, kıpkırmızı yakut lekeleri bıraktı etrafına,
Bir de gözlerimde akmaya hazır birkaç taştan damla...
Ve o aç bıraktı aşkı, görmeyerek kalbimin çırpınışlarını!
Tutmadı elleriyle, sarmadı yaralarımı ve bana da sardırtmadı.
Her şeyi aldı benim ellerimden ama...
Bilmedi yalnızca ona bir göz olduğunu bu pamuktan zindanda...
Bilemedi;
Bu pamuktan zindanda sonsuza kadar özgür olabilirdi aslında...
N.H.G

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder