Nasıl geçiyor ki zaman böyle koşaradım, bize hiçbir şeyi hissettirmeden? Bu kadar boşluk içerisinde, jet hızıyla geçip gittiğini zannettiğim düşüncelerim bile zamana yenik düşüp, yavaş kalıyorlar göreceli olarak. Ben ise bir yazın daha nasıl ellerimin arasından bomboş kayıp gittiğine yanıyorum... Yanıyorum ya, yapacak hiçbir şeyim yok lâkin... Zamana yenik düşüyorum her insan gibi. Ancak bittiğinde kıymeti anlaşılır oluyor.
Yolun tatlı yorgunluğu var üzerimde. İstanbul'a dönecek olmanın hayaliyle çıkılan yol sonucunda hedefe ulaşılınca yaşanılan büyük hüsrana, son sürat koşarken karşıma ansızın çıkmış bir duvarmışcasına çarpıyorum. Kendime ne zaman gelirim bilmem ama bilincim şu anda pek açık değil. Tatilde sıkılırken burada bunun olmayacağını sanmakla ne kadar yanıldığımı fark etmiş bulunuyorum. Ne bugünün başına geri alabilirim zamanı, ne de oraya gitmeden önceki günlere... Zamanı geri almak ya da atlamak, istediğin gibi onunla oynayabilmek! Bir tıkla mümkün olsaydı keşke "Click" filmindeki gibi. Ama insanoğlu bu, kendi egosuna, saçma sapan bencilliklerine kullanır da o aleti kendine iyilik yaptığını düşünürken, etrafındaki insanlar ve kendisi dahil herkese ne büyük haksızlıklar eder ve harcar elindeki fırsatı; her fırsata yaptığı gibi.
Hayallerim... Birkaç tane var öyle çok da uçuk şeyler değil. Kolayca, benimkilere benzer hayalleri olan insanların, onları gerçek yaptığına şahit oldum. Söyleyeyim hemen, orta şeker bir kariyer ve güzel bir aile. Benim kendi kuracağım bir aile. Her şeyimi adayabileceğim bir insan ve hayata gelme nedenimi bana hatırlatacak bu adanmış olduğum insan ve benden gelmiş olacak varlıklar. Önce kariyer dedim ve bu yola atıldım. Kendi özgürlüğümü elime almanın vakti çoktan geldi de geçiyor. 21 yaşında bir insan için çok yavaş ilerletiyorum hayatımı ve izin veriyorum günlerin bomboş geçmesine. Neden bahsettim ki ben şimdi bu hayallerden? Çünkü bu hayaller için birkaç adım atarak başlamıştım yaza. Nereden bilecektim tüm yazı koştura koştura geçireceğimi... Hiç aklıma gelmemişti doğrusu. Belki uzun süre yapamayacağım kadar tatil de yaptım ya aslında, onu da sanki boşa geçirmişim gibi geliyor. Ne yaptıysam hepsi boşa kürek çekmek gibiydi. İşte bu yüzden de yazın bomboş gelip geçtiğini düşünmeden edemiyor, iyimser bakamıyorum olaylara...
Yaz geçerken yeni hayallerim var oldu. Benim içimdeki hayaller. Biraz buruldu içim, biraz sevindi, şimdi ise geldiğim İstanbul bana Sonbahar gelmeden dök yapraklarını diyor. Uçuyorsun, çok yükseldin, kıracağım kanatlarını diye beni tehdit ediyor. Daha geleli birkaç saat olmuşken gerçeği bana bir anda söylüyor ve acımasızlığını her zamanki gibi ortaya koymaktan hiç geri kalmıyor.
Geldim işte. Kapattım bir mevsimin daha sayfalarını. Şimdi yeni bir sayfa açmak için günleri sayıyorum. Birkaç hafta kaçsam kendimden, tanıdığım herkesten tamamen uzaklaşsam, çok mu yalnız hissederim bilmiyorum. Ama belki de iyi gelir diye hayalimin ilk adımının diğer bir yan etkisi olarak ruhumu biçimlendirmek istediğimden, bu işin olmasını her zamankinden çok istiyorum. Beni özlemeyen ve özlemeyecekleri, ben de artık özlememek ve onlara aldırmamak, sıradan bir yere onları koymak istiyorum. Koyduğum yer belli ki çok üstlerde kalmış, ağırlığıyla beni ezip acı çektirmeye hiç hakkı yokken bunu yapıyor.
Zaman! Geçtin gittin acımasızca belki... Gün gelip gözlerimi de açılmamacasına yine sen kapatacaksın, biliyorum. Ama en azından izin ver de arkamda istediğim gibi bir iz bırakayım. Hayatımın amacı olarak bellediklerimi, bırak yaşayayım.
Yaz! Sen de geçip gittin ama umarım daha güzel anılarıma kucak açarsın da, tekrar tekrar,
zamana tamamen yenik düşene kadar seni yaşarım... Sevdiklerimle, beni sevdiğine inandıklarımla... Tıpkı bana bu sene, ömrümde geçirdiğim en değerli zamanları veren insanlarla yaşadığım gibi...
Bahsettiklerim, siz kendinizi biliyorsunuz zaten, lütfen benim hep yanımda kalın. Sizsiz her şey çok sıkıcı ve sıradan.
Seviyorum sizleri...
Herkes kendine çok iyi baksın ve zamana biraz baş kaldırsın... En azından benim gibi pişmanlıkla dolu olarak görmesin dünya sizi!
Başka bir yazıda görüşmek üzere!
N.H.G

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder